Eller, kırıp koparırken kopçası paslanmış sanat eserlerini,
Yalnızlığında boğulan bir grup mesaisi bitmiş işçi karşı çıkar sadece
Ve onlar, boğulurken canhıraş çığlıklar arasında
Pişmanlıklar doldurur duvarları kana bulanmış mağaranın sesini
Eteklerinden tutup getirilen mahzun adamlar, kadınlar, çocuklar
Küçük bir ricanın bestesini oluştururken kafalarında
Sadece anneleri bekler onları
Burada, orada, mezarda
Beşiğinden kovulmuş bir bebek masumiyetiyle,
Kırılan kollarını saklar işçiler
Evleri yıkılmış arıların mahzunluğuyla
Geriye kalan parçaları toplar eller
İleride, çok ileride, belki bugün, belki yarın, belki ebediyette
Eğer çıkarsa aralarından biri, koruma aşkıyla tutuşan bir galerici
Ancak öyle kalır milyonların zihninde
Yüzlerin ayak sesleri
Ancak öyle hatırlanır, ancak öyle tarihe kazınır
Eğer çıkarsa aralarından biri
Farkına vardırırsa onlara, varlığın sessizliği, yokluğun sesini
Ancak öyle onaylanır, geçmişin tozlu izleri
Umudun yok olduğu bir gün gelecektir yine de
Ve farkındalığın ağır yükü oturacaktır omuzlarına, göğüslerine
Ve uyanmadan kalacaktır insanlar
Hatırlanmayan işçilerin hatırlanmayan direnişine